Blogger tarafından desteklenmektedir.

PRAG

Şehre ilk adımımı atmamla şöyle bir etrafıma bakar bakmaz; “çizilen sanatsal bir tablonun şehir olarak inşa edilmiş hali olmalı” dedim.. Tarih karşımda en bakir haliyle duruyordu. Tek farkın içinde bulunduğumuz yüzyıl olduğunu hissettim. Gökyüzündeki bulutlar bile bunu doğrulayacak kadar büyülüydü. Prag; bir açık hava müzesi, masal diyarı, sanat yuvası, film setiydi.. Gerçek olamayacak kadar çok güzellik bir arada, içinde yaşayıp her anını teneffüs eden şanslı insanlarla dolup taşarken benimse içim kıpır kıpır, keşfe dalmak için sabırsızlanıyordum..

ÇİKOLATALI ÇATLAK KURABİYE


Fırına adımlarını atar atmaz lezzetinden çatlamaya başlayan, kalbimde ve damağımda yeri başka olan, pratikliğiyle de derhal mutfağa sokan enfes kurabiyelerle geldim. Bir pazar gününün tadını bir fincan kahve veya çay eşliğinde ikiye katladığı kesin..

ÇİKOLATALI EKMEK (CRAMIQUE)

Bir önceki Brugge postumda bahsettiğim o lezzet-i şaheseri ne yaptım ettim pişirdim. :) Temelinde brioche hamuru yatan, yumuşacık, ağızda sıcacık eriyen çikolatalarıyla muazzam bir Belçika lezzeti.. Bu ekmeğe, sokaklarında duyumsadığım o tatlı kokuyu evime taşımamı sağladığı ve her lokmasının tadına varırken anılarımı zihnimde capcanlı tuttuğu için borçluyum.

BRUGGE - BRÜKSEL

Kuzeyin Venedik'i, Şirinler kasabası, bir masal diyarı.. Brüj, her an binalarının, gotik yapılarının içinden kabarık etekli kadınlar çıkıp da faytonlara binecekmiş gibi, patates ve çikolata kokularıyla çevrelenmiş parke taşlı sokaklarında asude asude yürürken 21. yüzyılda olduğumuza inanamadığım, üç boyutlu bir masal kitabı benim için. Sağımda solumda gördüğüm lego görünümlü çatılı, dantellerle süslenmiş biblo evlerine biraz hayret, çokça da aşkla bakakalırken kendimi "acaba masallardaki prenses bu evde mi yaşıyor?" sorusunu sorarken bulduğum, Ortaçağ huzurunda yaşayan bir medeniyet şehri. Hazırsanız, kendi gözümden, kalbimden geçtiği gibi ve elimden geldiği kadar aktarmak istiyorum birkaç günümü okuyanlarıma..
Başa Dön